Stellantis ve ABD merkezli Zeta Energy geçtiğimiz yılsonunda yeni bir batarya teklonojisi geliştirmek üzere anlaşma imzalamıştı. Geliştirilecek lityum-kükürt kimyasını kullanan pillerle maliyetlerin 2023 yılına kadar yüzde 50 düşürülmesi ve daha sürdürülebilir kaynakların kullanılmasının amaçlandığı açıklandı.
Stellantis, son teknolojik gelişmelerin ardından geleneksel lityum pillere kıyasla kilovatsaat başına maliyeti yarı yarıya azaltmayı umuyor. Hızlı şarj hızında yüzde 50 iyileştirme ve önemli ölçüde daha düşük ağırlık da ek avantajlar arasında yer alıyor.
LiS pillerinin bir diğer avantajı da atık malzemelerden ve metandan üretilmeleri olarak gösteriliyor. Bu, CO₂ emisyonlarının önceki üretim süreçlerine kıyasla önemli ölçüde daha düşük olduğu anlamına geliyor. Üretim, Stellantis’in Avrupa veya Kuzey Amerika’daki mevcut gigafabrikalarında, kısa ve tamamen yerel bir tedarik zinciri kullanılarak gerçekleştirilecek.
Zeta Energy, geliştirme çalışmalarında ucuz ve dünya çapında bulunabilen temel hammadde olan kükürte güveniyor. Şirket, endüstriyel süreçlerin yan ürünü olan rafine edilmemiş kükürtün yanı sıra metan ve diğer atık malzemeleri de kullanıyor. Amaç, kobalt, nikel, grafit veya manganez gibi pahalı ve çevreye zararlı malzemelerin kullanımından tamamen kaçınmaktır.



