Elektrikli araç bataryalarında kullanılan lityum, nikel ve kobalt gibi kritik madenlerin temininde dışa bağımlılığı ve maliyetleri düşürmek isteyen Tesla, geri dönüşüm stratejisini hızlandırdı. Şirket, eski bataryalardan ve üretim firelerinden ham maddelerin yüzde 90’ından fazlasını yeniden üretime kazandırıyor. Amerikalı elektrikli araç üreticisinin hedefi; 2030 yılına gelindiğinde batarya geri dönüşümünden elde ettiği ham madde miktarını, Kuzey Amerika madencilik sektörünün yıllık çıkardığı ham madde seviyesine ulaştırmak.
Tesla Nevada’daki tesiste 2025 yılında yaklaşık 3 bin ton ham madde geri kazanıldı. Bu miktar, yaklaşık 9 bin adet Tesla Model Y bataryasının üretimine denk geliyor. 2026 yılının sonuna doğru Teksas’ta devreye alınacak yeni geri dönüşüm tesisiyle birlikte kapasitenin iki katına çıkarılması planlanıyor. Şirketin Nevada tesisinin yanı sıra küresel geri dönüşüm ortaklarıyla yürüttüğü çalışmalar sayesinde 2025’te toplam 14 bin ton ham madde döngüye sokuldu.
‘SİYAH KÜTLE’DEN YENİ NESİL HÜCREYE
Geri dönüşüm sürecinde eski bataryalar özel tesislerde parçalanıp öğütülerek “black mass” (siyah kütle) adı verilen toz haline getiriliyor. Farklı metallerin karışımından oluşan bu toz, kimyasal ve mekanik ayrıştırma işlemlerinden geçirilerek saf lityum, nikel ve kobalt olarak yeniden katot/anot üretim zincirine dahil ediliyor.
HEM MALİYETİ DÜŞÜRECEK HEM ÇİN BAĞIMLILIĞINI AZALTACAK
Batarya geri dönüşümünün sektöre üç kritik avantaj sağlaması bekleniyor: Geri dönüştürülmüş ham maddelerle üretilen hücreler, sıfırdan madencilikle üretilenlere göre daha uygun maliyetli oluyor. Bu durum uzun vadede araç satış fiyatlarına da olumlu yansıyacak. Madenciliğin yarattığı karbon ayak izi, su tüketimi ve lojistik emisyonları ciddi oranda azalıyor. Küresel batarya ham maddeleri ve işleme kapasitesinde büyük paya sahip olan Çin pazarına olan stratejik bağımlılık hafifliyor.
