Dolunun faturası 1 milyar TL

0

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da gerçekleşen dolu yağışı ve fırtına, araç sahiplerine ve sektöre büyük darbe vurdu. Kasko sigortalı ve sigortasız yaklaşık 180 bin otomobil ve hafif ticari aracın etkilendiği doğal afetin ekonomiye faturası yaklaşık 1 milyar TL’yi buldu. Araçlarında meydana gelen hasarı tamir ettirmek isteyenler, otomobil servislerinde bugüne kadar görülmemiş kuyrukların oluşmasına neden oldu. Geçtiğimiz ay İstanbul ve çevresinde yaşanan doğal afetin, Türkiye ekonomisine ve otomotiv sektörüne 1 milyar TL’lik bir fatura çıkardığı tahmin ediliyor. Araç onarımı konusunda uzman olan AUTO KING tarafından hazırlanan rapora göre, binek ve hafif ticari olmak üzere yaklaşık 180 bin araç yaşanan afetten önemli ölçüde etkilendi.

Yaşanan bu sıra dışı doğa olayına karşı ithalatçı, üretici, dağıtıcı, sigorta ve kiralama şirketi ve yetkili servisler başta olmak üzere hiç kimsenin hazırlıklı olmadığına dikkat çeken AUTO KING CEO’su Ayhan Dayoğlu, “Yaşanan doğal afet ekonomiye ve otomotiv sektörüne büyük bir darbe vurdu. Ancak bu dönemde ortaya çıkan fırsatçılara karşı dikkatli olmak gerekiyor. Yetkili servislerde oluşan uzun kuyrukları beklemek istemeyenlere merdiven altı hizmet veren sözde ustalar, araçlarda çok daha yüksek maliyetlere neden olabilecek hatalı onarım hizmetleriyle hem araçlara zarar veriyor, hem de kayıt dışı ticaret ile vergi kaybına neden oluyor” dedi. Dayoğlu ayrıca, yaşanan afet nedeniyle araçlarda oluşan hasarların tamamının onarılmasının 1 yıldan daha uzun bir zaman alacağını da sözlerine ekledi.

Yüzde 58’i kaskoluydu

Afetin otomotiv sektörü üzerinde yarattığı hasarın fotoğrafını çekmek adına bir araştırma yaptıklarını belirten Ayhan Dayoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hali hazırda Türkiye’deki 16 milyon otomobil ve hafif ticari aracın yaklaşık 5 milyon adedi kasko sigortasına sahip bulunuyor. Türkiye genelinde yüzde 30 civarında olan kaskolu araç oranı İstanbul’da yüzde 58’e kadar çıkıyor. Doğal afetin İstanbul’da yaşanmış olması, hem araç hem de kasko yoğunluğu bakımından ortaya çıkan hasarı sigorta şirketleri için maksimize etti. Bugüne kadar yaşadığımız boyutun çok ötesinde bir sonuç ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıllarda da Gaziantep, Samsun ve Edirne’de de benzer afetler olmasına rağmen İstanbul’da etkilenen kişi ve araç sayısı çok daha fazla oldu. Afetten etkilenen bütün araç sahipleri, henüz hasar ihbarlarını yapamadıkları için gerçek rakam bilinmiyor. Ancak sigortacıların öngörüsüne göre, sigortalı 100 bin aracın bu son afetten etkilendiği tahmin ediliyor. Sigortasızları da eklersek yaklaşık 180 bin adet aracın afetten etkilendiğini düşünüyoruz”

“Araç başına ortalama 4 bin TL hasar ve ikinci elde satın alma endişesi”

Afet nedeniyle hasar gören araç sahiplerinin, yetkili ve özel servislerde, oto sanayi sitelerinde uzun bekleme kuyrukları oluşturduğunu anlatan Ayhan Dayoğlu, araç başına 4 bin TL’lik dosya maliyetinin olacağını öngördüklerini ifade etti. Dayoğlu, “Bu da kaskolu araçlar için yaklaşık 400 milyon TL’lik bir hasarın olduğunu ortaya koyuyor. Bir o kadar da kasko sigortası olamayan araç var. Bu araçların nispeten daha düşük değerli araçlar olduğu varsayımı ile yaklaşık 300 milyon TL’lik ilave bir zarardan söz etmek mümkün. Ayrıca, atlanmaması gereken çok önemli bir detay daha var. O da bu araçların ikinci el değeri. Kasko poliçesi kullanılarak yapılan hasar onarım işlemleri “afet hasarı” olarak aracın siciline işleniyor. Bu da araçları ikinci elde satın almak isteyenlerin kararını olumsuz etkileyecek” diye konuştu.

Kötü alışkanlığımızdan kurtulmalı, değiştirmek yerine uzman eller ile onarmalıyız

AUTO KING CEO’su Ayhan Dayoğlu

Yetkili servislerin, sigortayı yanlış yorumlayarak tüketicileri parça değişimine yönlendirdiğini, bu durumda basit hasarların tamir edilmeden değişim yoluna gidilmesiyle milli serveti zarar uğrattığına dikkat çeken Ayhan Dayoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’deki satılan araçların yüzde 70’i ithal araçlardan oluşuyor. Bu araçların parçaları da doğal olarak yurt dışından geliyor. Beklenmedik bir hadise yaşandı. Hiçbir markanın parça stokları buna hazır değildi. Camlar, kaporta parçaları hasar gördü. Boya firmalarının boya stokları bitti. Ani artan talep nedeniyle işçilik ve parça maliyetleri de yoğun talep nedeniyle artabilir. Aslında parça talebi için yurtdışındaki stoklar da hazır değil. Bazı distribütörler, fırsatçılığın önüne geçmek adına, hasarlı aracın plaka ya da şasi numarasına karşılık parça vermeye başladı. Yetkili servisler de onarım için kendilerine başvuran araçları AUTO KING’lere yani bizlere yönlendiriyorlar. Üzerinde eğer dolu hasarı varsa önce AUTO KING’e götür diyorlar. Şu anda kimse bu konuda bizim kadar organize olmuş durumda değil. Yapılan onarım çok fazla işçilik gerektiriyor, kaliteden taviz veremeyeceğimiz için onarımlar biraz zaman alacak”

Afetler, sigorta şirketleri için kısa vadede sıkıntılı ancak orta ve uzun vadede fırsat yaratıyor

Hasarlı araçların yüzde 22’sinin hafif, yüzde 42’sinin orta ve yüzde 36’sının ağır hasarlı olduğunu, AUTO KING olarak düzeltilebilecek parçaların gereksiz yere değişmesini önlediklerini anlatan Dayoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu sayede hem sigorta şirketlerinin maliyetini kontrol altında tutuyor hem de milli servetin korunmasına yardımcı oluyoruz. 50 tane göçükle gelen araç da var, 600 tane göçükle gelen de. Bunların hepsi tek tek özel aletler ve bir kuyumcu hassasiyetiyle düzeltilecek.   Sigorta şirketlerinin, onarım yapan bizim gibi kurumsal işletmeleri destekleme yoluna gitmesi halinde hem yoğun talepten kaynaklanan sıkıntıların hızla aşılacağını, orta ve uzun vadede ise sigortalılık oranının önemli ölçüde artacağına inanıyorum.”

“Dolu göçüklerinin sayısı, çapları ve derinliklerine göre hasar ve onarım hesaplaması yapılıyor. Göçüklerde 0-2 Cm çaplı göçükler hafif, 2-3 Cm çaplı göçükler orta, 3-5 Cm çaplı göçükler ağır, 5 Cm üzeri göçükler çok ağır hasar olarak değerlendiriliyor.”

Usta olmayanlar, insanların mağduriyetinden haksız kazanç sağlıyorlar.

Hasarların büyük bir bölümünün, kaportada küçük göçüklere neden olan dolu hasarından meydana geldiğini, dolu hasarının boyasız göçük düzeltme (PDR) yöntemiyle yapılabildiğini ancak bu işin uzman kişilerce yapılmaması halinde daha büyük sorunların yaşanabileceğine dikkat çeken Ayhan Dayoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “PDR yöntemi özel teknisyen ve yetkinlik gerektiren bir konu. Sadece Türkiye’de değil dünyada da bu konuda teknisyen sayısı oldukça sınırlı. Bazı teknisyenler işlerini bırakıp ellerine PDR çubuklarını alarak piyasaya çıktılar. Sanayilerde fatura vermeden onarım yapmaya başladılar. Dolayısıyla devletin burada ciddi bir vergi kaybı var. Normal şartlarda yetkili ya da özel bir serviste çalışan bir usta, işinden istifa edip, çantasını alıp ben bu göçükleri yaparım diyerek dışarıda iş yapmaya başladı. Usta olmayan bu insanlar, istedikleri fiyatları söyledikleri için, normalde 2 bin TL’ye yapılacak bir işe iki katı kadar fiyat istiyor. İnsanlar da değer kaybı olmasın, bu onarım herhangi bir şekilde kayıt altına alınmasın ve bir an önce işimi halledeyim diyerek bu şahıslara iş yaptırıyor. Bu iş yapış tarzı, sektördeki diğer şirketlerin maliyetlerini de yükseliyor. Çünkü işini kurumsal olarak yapan şirketler de, ihtiyaç anında yetkin elemanı bulmalarını zor hale getiriyor.””

Meteorolojiden dolu yağışını takip eden uluslararası ekipler var

PDR konusunda oldukça yetkin olan ve dünyanın hangi noktasında olursa olsun, meteoroloji kanallarından dolu yağışını takip eden Brezilyalı, Arjantinli ve Fransız ekiplerin olduğunu anlatan Ayhan Dayoğlu, “Bu ekipler nerede dolu olursa oraya giderek onarım işlemleri yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde bu kapsamda Türkiye’ye gelen ekipler birkaç gün kalıp hemen Almanya, Avusturya ve İsviçre’ye geçtiler çünkü işçilik maliyetleri çok daha yüksek olan bu ülkelerde de ciddi bir dolu yağışı oldu. Bu ekipler aynı zamanda distribütör ya da bayilerin fiktiflerindeki hasar gören sıfır araçları da yerinde onarıyor. Ninja Kaplumbağalar gibi çantaları sırtlarında dünyayı dolaşıyorlar. Sonuçta yaptıkları işin karşılığında hiç değilse fatura kesiyorlar. Gezgin gibi çalışıyorlar” diye konuştu.

“Doluya karşı ses bombası”

Binlerce sıfır aracın, fiktif depolarında, stok alanlarında ve yetkili satıcıların önlerinde doludan zarar gördüğü tahmin ediliyor. Fiktif depolarının üzerine ağ geren ya da pleksi malzeme ile kaplayan distribütörlerin yanı sıra, bazı büyük markaların da, fiktif depoların üzerindeki bulutları dağıtmak amacı ile ses bombası kullandığı da biliniyor.

“Sigorta kapsamında giderilen bütün hasarlar TRAMER’e (Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi) kaydediliyor”

Aracın trafikte geçirdiği süre boyunca bütün kaza ve muayene bilgilerini içeren Tramer kayıtlarının da büyük ölçüde yaşanan afetle birlikte güncelleneceğini söyleyen Ayhan Dayoğlu, “Hangi parçalar değişti, ne kadara mal oldu bilgileri, aracın plakası ile tramer sistemi üzerinden takip edilebiliyor. Aslında ikinci el satın alma kararını etkileyen burası olacak. Araçlar tamir edildikten sonra sigortadan para alındıysa Tramer’e kayıt işlenecek. Bu kayıtlardan da bahsetmiş olduğumuz değer kayıpları ortaya çıkacak. Bazı tüketiciler, hasarın aracın kayıtlarına işlenmemesi için hasar bildiriminde bulunmuyor. Eğer 100 bin TL’lik bir araçta 1.500 – 2 bin TL’lik bir hasar söz konusu ise, araç sahibi daha büyük olabileceğini düşündüğü ikinci elde değer kaybını yaşamamak için, bu bedeli kendisi karşılama yoluna giderek tamirat yaptırabiliyor. Burada bir diğer kritik nokta da aracın hasarı ‘Doğal Afet’ başlığı altında yer alacak. Bu da ikinci el satışlarında aracın yakın dönemlerde yaşanan selden mi yoksa doludan mı etkilendiğinin hemen anlaşılamamasına neden olacak. Bize selde kalan araçlar da geliyor. Hem doluya hem de sele maruz kalan araçlar da var. 3 günde sadece iki merkezimizde 3 bin 316 aracın hasar tespitini gerçekleştirdik.

Sigorta şirketlerinde yangın var

Yaşanan afetten dolayı sigorta şirketlerinde büyük bir yangın olduğunu söyleyen Ayhan Dayoğlu, “Bu yangını söndürmek için kurumsal şirketlerdeki onarım fiyatların üzerine baskı yapıyorlar. Biz kaliteden taviz veremeyeceğimiz için buna direniyoruz. Ancak bu fiyat baskısı sürdüğü takdirde, işler tezgah altına kayarak yapılan işin kalitesi düşebilir, tüketiciler bundan mağdur olabilir ve uzun vadede sigortaya olan güven sarsılabilir. Sigortalar ve araç sahipleri, hasar sonrası mağduriyet yaşanları bizim sakinleştirdiğimizi, titiz bir şekilde hasarlarını tespit ettiğimizi, şeffaf bir şekilde bilgilendirerek ve sıraya sokarak bir kuyumcu titizliği ile onarımları yaptığımızı unutmamalılar. Ayrıca bazı müşterileri, kasko poliçelerini kullanmak yerine perakendeye yönlendirerek hasarlarını kendilerinin karşılamasının daha karlı olacağı yönünde de uyarıyoruz. Oluşan hasarlarda kasko poliçesi kullandığı zaman, bir sonraki kasko yenileme döneminde hasarsızlık indiriminden faydalanma ortadan kalkıyor. Oysa hasarsızlık indirimi poliçe bedelinin yüzde 60’ına kadar ulaşabiliyor.”

Türkiye’nin yetkili servisi AUTO KING’den tavsiyeler:

Doğru hasar tespiti her şeyden önemlidir.

Göçük düzeltme için acele etmeyin. Hasar tespitinizi yaptırın. Onarımınızı birkaç ay sonra yoğunluk azaldıktan sonra da yaptırabilirsiniz.

Zaman kaybının önüne geçilebilmesi için göçük, kaporta onarımının ya da parça değişiminin aynı yerde yapılması gerekiyor.

Paylaş.

Yorum Yapın

Copyright 2016 OTOMOBİLPORT